22 Ocak 2010 Cuma

aşk

uzun süredir hissetmediğim şeyler hissediyorum
o kadar mutluyum ki buraya hiçbir şey yazasım yok:)

17 Ocak 2010 Pazar

öpüşmek

öpüşmek iyi güzel de sonrası önemli!

15 Ocak 2010 Cuma

ikisini de sevdim

daha önce bu kelime kalıbından ve şu filmden bahsetmiştim: http://veryfakekate.blogspot.com/2009/11/bakalm-bakalm.html

şimdi farkettim ki bu postta bahsettiğim iki kişi o filmdeki adamlardan oldukça uzak. biri sadece yatakta iyi olan hayatta sevgili olmayı hayal etmediğim bir kadın, diğeri ise indie boy görünümlü bir salaktı. ikisinden de vazgeçeli hatta ikisinden de tiksineli 2-3 hafta oluyor.
son 2 gecedir ve bu sabah uyandığımda ise tam bir splendor afişi olucak hayalim var. biri efendi çocuk diğeri piç çocuk. her ne kadar hatunların efendi adam yerine piç tercihi olsa da, sanırım terihimi efendi olandan yana kullanıcam :) piç çocuklarının salaklıklarından bıktım.
ikisiyle de 2 gecedir facebook chat.te konuşmamız ve dün ikisiyle de aynı anda müzik sohbeti yapma tesadüfümüz ilginç olsa da ikisiyle de ufukta bir ilişki gözükmüyor. bakalım gelecek günler neler göstericek...

13 Ocak 2010 Çarşamba

offf

rüyamda önce dün karşılaştığım eski bir arkadaş - bir kere iyi kafayla yatmışız- bana ilanı aşk ediyor. insan olarak önem verdiğim biri olsa da hayallerimin insanı değil. bu nedenle ilişki istediğini rölantiye alıyorum ama gururum okşanıyor ciddi ciddi. bu da beni aşırı mutlu ediyor ve götümü oldukça kaldırıyor.
rüyamın devamında da bu aralar uzaktan hoşlanmakta olduğum çocuğun gey olduğunu öğreniyorum. ama bunu bana söyledikten sonra öpüşüyoruz!!! ama yine de gey olduğunu vurguluyor ve ilişkimizin imkansızlığını vurguluyor. bi yandan da randevulaşıyoruz. bu çocukla gerçek hayatta face.te ekleştik dün. ve çocuğu iyi ihtimalle en yakın 1 sene sonra görebilirim!!!
rüyamın devamı olsa da izlesem. keşke yarın uyuduğumda yani bugün! devamını gösterse rüya perisi :)

7 Ocak 2010 Perşembe

hastalık... iyileşme. bölüm 1 - nasıl delirdim

bu blogu yarattığımı neredeyse unutmuşum
şu yaşadığım garip süreçte iyileşme dönemimle ilgili isimsiz bir blog açmaya karar verdiğimde aklıma geldi benim zaten isimsiz bir blogum var diye :)
iyileşme diyip duruyorum peki hastalık nedir neden iyileşiyorum nasıl olmam gerekiyor? kısaca anlatıyım.
son 1-2 aydır ciddi anlamda depresyondayım. aslında kelimeye dökünce depresyon kelimesi komik geliyor. ama kendime bu teşhisi koymam sylvia plath'in sırça fanus'u yıllar sonra tekrar okuyup, sözlükte depresyon başlığına yazılanlara bakıp ve son olarak da prozac nation filmini izledikten sonra oldu. film ve kitaptaki karakterlere aynı ben demesem bile (karakter olarak) yaşadıkları durumun tamamen aynısını yaşadığımı farkettim. sözlükte de kişisel anılarını paylaşan entryleri aynı ben diyerek okumam depresyon tanısında ısrar etmemi sağladı.
zaten antidepresan kullanıyordum ve tek istediğim şey hayattan elimi ayağımı çekmekti. tabi bu sürecin final dönemime denk gelmesi pek iyi olmadı. kitap ve filmdeki karakterlerden bir konuda farklı olduğumu düşünüyordum. ikisinde de aileleri destek olacağına köstek oluyordu. ben bu konuda şanslıydım! hayatım boyunca yanımda olmuş ve hayatta en çok güvendiğim, her şeyim dediğim annem vardı arkamda. kendisiyle aynı şehirde yaşamıyoruz. annemi arayıp sınavlara giremeyeceğimi belirttim. sorun değil, sınavların önemli değil, okulu düşünme bile, sadece sen önemlisin diye bir tepki bekliyordum. ve aynen bu şekilde tepki verdi. ama yılbaşından sonra gelmesi için ısrar ettiğim halde yılbaşından 2 gün önce geldi. başta her şey güzeldi birlikte dışarı çıktık, kuaföre gittik, gezdik, yedik, içtik, eğlendik. ama yaşadığım sıkıntıdan kaçıp yokmuş gibi davranmam ve annemin bence durumumu ciddiye almaması gece patlak verdi. hayatımda ilk defa panik atak dedikleri şeyi yaşadım önce. ölüme gittiğimi hissediyordum ve o an çektiğim -belki de psikolojik- fiziksel acı dışında sorun olan bir şey yoktu. ölebilirdim daha fazla yaşamak istemiyordum, sadece bunun acısız bir şekilde olmasını istiyordum. 1-2 saat bu durumda cebelleştikten sonra fiziksel acım geçti ölümden uzaklaştım ve o gecenin öncesindeki son 1-2 haftadır yaşadığım her şeyden elimi eteğimi çekme arzusu geldi. anneme durumun ciddiyetini anlatmak için verdiğim bir tepki olsa gerek ağlamaya ve bağırıp çağırmaya başladım. yalnız olsam bu tepkileri vermeyeceğimi şimdi çok iyi anlıyorum. ama bu patlama çok güzel bir olaya neden oldu. doktorumla tanışmama. isteğim bir hastaneye/klinipe kapatılmaktı. yemek yemek bile istemiyordum, serumla beslenecektim. beyaz bir oda, beyaz çarşaflar, altımı değiştiren hemşireler... ama biraz bu hayali kurunca devamı gelmeye başladı. odada sigara içemem kesin dışarı çıkıp sigara içebileceğim ağaçlıklarla dolu mükemmel bir çevresi olmalıydı. sonra odamda internet bağlantısı ve dvd player olmalıydı. sonra delirdiğimin bütün arkadaş çevremde duyulduğunu ve arkadaşlarımın beni ziyarete geldiğini de hayal ettim. şimdi düşününce fark ediyorum: hayalim giderek izole olmaktan çıkıp insanlarla yeniden iletişime geçmeye doğru kayıyormuş.

23 Kasım 2009 Pazartesi

bakalım bakalım

zamanında annemle sinemada ikisini de sevdim diye bir filme gitmiştik. kızcağızımız iki oğlan arasında karar veremiyor, bi ona gidiyor bi buna gidiyor en sonunda hamile kalıyor ...
filmi anlatmaya ara verip neymiş bu filmin orjinal adı diye baktım
meğersem gregg araki filmiymiş :)) o yaşta anneyle (yaş 12 falan maximum) gregg araki filmine gitmek =))
neyse bir süre sonra şu afişteki gibi bi hayat yaşamaya başlıyorlardı. sonra kız hamile kalır, bir de efendi businessman tripli bi genç de kızın hayatına girer ama film tam seyirlik anlatmama gerek yok.

gelelim bu filmden neden bahsettiğime. şu anda tam bir ikisini de sevdim dönemi yaşamaktayım.

ilk post

selam.
kendi blogumda veya adım/her zaman kullandığım nickimle yazamadığım şeyleri yazmak için bu blogu açtım.
bir nevi günlük olarak kullanıcam.